Ana sayfa Röportajlar Yurt Dışındaki Türkler Röportaj Serisi – Cihan Ağagişi

Yurt Dışındaki Türkler Röportaj Serisi – Cihan Ağagişi

1205
Yurt Dışındaki Türkler
Yurt Dışındaki Türkler - Cihan Ağagişi
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Merhaba Hubogi okuyucuları!

Yurt Dışındaki Türkler (YDT) röportaj serimizin ikincisiyle karşınızdayız. İlk röportajımızı Müge Arıkut’la yapmış, yayınlanmasından sonraki okuyucu ilgisi bizi sevindirmişti.  Serimizin ikinci konuğu, Türk oyun firmalarında çalıştıktan sonra yolu Çin’e düşen, hayallerinin peşinde koşarak Türkiye’de de bilinen oyunların yapımcılığını üstlenen Oasis Games’te European Marketing Manager olarak görev yapan Cihan Ağagişi. 2014’ten beri Çin’de çalışma hayatına devam eden Cihan’a, Hubogi’nin Yurt Dışındaki Türkler röportajları kapsamında merak ettiklerimizi sorduk, o da tüm içtenliğiyle cevap verdi. Çin’deki çalışma hayatı, Oasis fırsatını yakalaması, Türkiye’de özledikleri, gelecek planlarıyla Cihan Ağagişi Hubogi’de.

Yurt Dışındaki Türkler
Yurt Dışındaki Türkler Röportaj Serisi Cihan Ağagişi

Hubogi: Cihan, merhaba. Öncellikle Hubogi okuyucuları için seni tanıtmak istiyoruz. Bize biraz kendinden bahseder misin? Oyun sektörüne girişin nasıl oldu, nereden başladın, hedeflerin neydi en başta?

Cihan Ağagişi: Ni hao! Oyunlar ile tanışıklığım baya eskilere dayanır. Commodore 64, Amiga 500 ile başlayan bir oyun geçmişim ve tek jeton ile ölmeden onlarca dakika Arcade oyunlar oynamışlığım vardır şeklinde yakışıklı bir giriş yapmak isterdim sevgili okurlara ancak oyunculuk kariyerim Atari ve akabinde Playstation’a geçiş ile başladı. Kasetleri üfleyerek çalıştırma dönemini ucundan yakalasam da benim dönemim daha çok Roberto Carlos’un forvet oynatıldığı, çalışmayan CD’lerin kolonya yöntemi ile çalıştırıldığı dönemlere denk gelir. O zamanlar boş vakitlerimde eğlencesine oynadığım oyunlar, Kore yapımı MMORPG’lerin Türkiye’ye ulaşması ve bu tarz oyunların Türkiye’de yaygınlaşması ile birlikte benim de hayatımın bir parçası halini aldı(bir parçadan biraz fazla olabilir). O zamanlar oynadığımız oyunların hepsini İngilizce oynadığımızdan dolayı kaynak sıkıntısı çekiyor, klanlar arası çeşitli dedikodular ve şehir efsaneleri ile elden ele ulaştırılan yarım yanlış bilgiler ile karakterlerimizi geliştiriyorduk. Bu işe bir son vermek, oyundaki karakteri artık düzgün yapılandırmak için yabancı kaynaklara giriş yaptım. Yabancı kaynaklardan çeşitli tüyolar, rehberler ile birlikte karakteri yoluna sokmuş, görünce ekran görüntüsü alınan, itemları cayır cayır yanan karakteri olmaya başlamışken bir gün bu yazıları Türkçe’ye çevirip, oyun forumlarında herkese açık bir şekilde paylaşma fikri ile geldim eve. Çeşitli oyun sitelerinde görevler, özel rehber konuları ve yerli yabancı oyun firmaları ile özel röportajlar derken erken yaşlarda bu işi severek yaptığımı ve oyun dünyası içerisinde çalışmak istediğimi fark ettim.  Birkaç arkadaş ile online oyunlara özel rehber niteliğinde bilgiler içeren ve haberler yayınlayan birkaç portal girişimimiz oldu ve bu portalların başarılı olması ile birlikte alınan reklamlar, özel haberler için firma ziyaretleri derken birden sektörün içine girmiş oldum. Portalımıza reklam veren, oyunlar için dijital kod dağıtımı yapan bir firmadan gelen tekliften sonra ilk ciddi işime kavuşmuştum. Yola çıkarken hedefim oyun dünyasının bir parçası olmaktı. Zamanın şartları ve sektörün çok hızlı büyümesiyle birlikte farklı alanlarda ve farklı şirketlerde çalışıp kendimi geliştirme imkanı buldum.

Hubogi: Yurt dışında yaşam nasıl, aslında azımsanmayacak bir süredir oradasın. Alıştın mı demeyeceğiz bu kadar zaman sonra ama yabancılık çektiğin şeyler var mı?

Cihan: Yabancılık çektiğim, alışamadığım birçok şey var tabii ancak beni hala en şaşırtan konular Çin’in sayısal verileridir. İzmir’de doğup büyümüş biri için Pekin bir şehir değil kendi başına ülke olabilecek bir yer gibi geliyor. Belki karşılaştırmak pek doğru olmayacak ama İzmir’de oyun işi yapan firma sayısı 3-5’i ve bu firmaların en kalabalığının eleman sayısı 20’yi geçmezken, Oasis Games’i ilk ziyaret ettiğimde 400’den fazla insanın bir arada çalıştığını görünce aklım durmuştu. Beni gezdiren arkadaşın buranın henüz bir start-up olduğunu hatırlatmasından sonra zaten donuk olan aklım tuzla buz oldu ve kendime yeni bir akıl inşa etmeye başladım. Pekin, hem tarihi hem de iç yapısı olarak sevdiğim bir şehir. Yabancıların ağırlıklı yaşadığı bölgeler ve yine yabancıların gitti belirli kafeler, barlar var. Bu tarz yerlerde dünyanin birçok yerinden ilginç insanlarla ve hikayelerle tanışma fırsatınız oluyor. Zaten bir insan Pekin’e taşınmışsa garip bir hikayesi vardır gibi. Hiç normal hikayesi olana denk gelmedim desem abartı olmaz J. Ek olarak tahmin edildiği üzere Çin yemeklerine yabancılık çektiğim oluyor hala. Çin mutfağının severek yediğim birçok güzel yemeği bulunsa da, içinde ne olduğunu sormaya çekindiğim bize göre birçok “garip” yemekleri de bulunmakta.

Yurt Dışındaki Türkler
Yılbaşı Kutlamaları

 

Hubogi: Şu anki görevin Pazarlama üzerine. Oyun sektöründe seçtiğin bölümde misin yoksa yaratıcı süreçlerden birinde olmak da ister miydin? Şirketteki görevinden de bahseder misin biraz.

Cihan:  Zamanında tasarım ve yazılımla ilgilendim ancak ilerleyen yıllarda işin “iş” tarafında daha etkili olabileceğimi ve kendimi o alanda geliştirmek istediğimi fark ettim. Oasis Games’de ilk olarak Türkiye’de yayınlanan oyunlar için farklı görevler aldım ve sonrasında ufak bir ekip kurarak, ekiple birlikte şirketin Türkiye işlerini yönetmeye başladık. Bu yıl, şirketin Avrupa ülkelerinde yayınladığı oyunlarda görev almaya başladım ve şu an şirketin Avrupa reklam & PR çalışmalarını yürütüyorum.

Hubogi: Yurt dışı fikri nasıl doğdu? Fırsat mı çıktı birden yoksa zaten bunun için uğraşıyor muydun? Yurt dışı kararını ailen nasıl karşıladı? Türkiye’nin neyini özledin, neyini özlemedin?

Yurt Dışındaki Türkler
Oasis’de Kıyafet Balosu

Cihan: Aklımın bir köşesinde hep yurt dışına çıkmak vardı  ve kendimi bu yönde hem dil anlamında hem de tecrübe anlamında geliştiriyordum ancak bu kadar erken olması beklediğim bir şey değildi. Hem fırsat oldu hem de uğraşıyordum diyebiliriz. 20. Yaşımın sonlarına doğru Oasis Games’den iş teklifi aldım ve kabul etmem halinde Çin’e taşınmam gerekiyordu. Hayatımda verdiğim en zor kararlardan biriydi. Eğitimimi henüz tamamlamamıştım ve yurt dışında yaşamaya henüz hazır hissetmiyordum. Hem iş hem de hayat konularında çekindiğim birçok şey oldu ama gözü karartıp geldim. Birçok şey beklediğimin tersine çok olumlu ilerledi. Evdekilere Çin’e taşınıyorum dediğimde ben dahil kimse ciddiye almadı. Bavulumu hazırlamaya başladığımda gerçekten Çin’e gittiğime inandık ve bavulu bir kenara bırakıp konuyu irdeledik. Sağ olsunlar gereken desteği verdiler ve arkamda durdular. İlk zamanlarda Türk yemeklerini çok özlesem de Çin yemeklerine alışmam ile birlikte (sabahları iki hamam böceği atmadan güne başlayamıyorum J) bu özlem yerini ahh şimdi soğuk bir ayran olsa da içsek gibi daha lüks özlemlere bıraktı. Ayranda ne var yahu al yoğurdu su ile karıştır diyenleri duyar gibiyim ancak Çin’de şekersiz, aksiyonsuz, düz yoğurt bulmakta çok zor. Hazır laf yemekten açılmışken burdan tüm Türkiye’yi Ezine peynirinin değerini bilmeye davet ediyorum.

Hubogi: Oasis‘e alışma sürecin nasıl geçti? Ortam beklediğin gibi miydi? Yeni gelenlere olan davranışlar nasıl, yöneticilerinle aran nasıl? Bir de dil konusunda sıkıntı yaşıyor musun?

Cihan: Eğer Çince bilmiyorsanız alışma süreci gerçekten çok sancılı. Şirkette çalışmaya başladığım ilk gün şirket içi yazışma programından toplu bir tanışma gerçekleştirildi. İsimleri, 张伟, 李娜, 刘洋 gibi sıralanan  40-50 kişiden hoş geldin mesajı aldım ancak hiçbirinin adını okuyamıyorum ve kimin bana hoş geldin dediğinin, selam verdiğinin hakkında en ufak fikrim yoktu. O an eğer Çin’de huzurlu yaşamak stiyorsam Çince öğrenmenin elzem olduğunu anladım ve hayatımın en korkunçlu kararını vererek Çince öğrenmeye başladım. Bu konuda Oasis Games’den büyük yardımlar aldım. Şirketin yabancı çalışanlarına sağladığı birebir Çince derslerine başladım ve çok sancılı bir sürece girmiş oldum. Sonrasında eğitimime de kaldığım yerden devam etmek için Pekin Dil ve Kültür Üniversitesi’nde Çin Dili ve Edebiyatı eğitimi almaya başladım. Bu konuda da yardımcı olarak çalışma saatleri konusunda esneklik sağladılar. Alışmakta benim ve diğer yabancı çalışanların en zorlandığı konulardan biri Çinli firmaların hızlı üretim ve tüketim algısı ve bu konuda çok katı olmaları. Bunun pozitif ve negatif yanları var. Örneğin, yerelleştirme çalışmaları normalde 4 ay sürecek bir oyun için en fazla 2 ay süre tanımlanıyor ve 2 ay sonra her şeye rağmen oyun planlandığı gibi açılıyor bu süre zarfında çoktan yeni oyunun temelleri atılmış oluyor. Yönetici konusuna gelecek olursak, kendileri ile gayet iyi anlaşıyoruz. Asya kültürünün getirmiş olduğu pozitif etkiler de var. Yöneticilerde ego geri planda ve işler rahat bir ortamda ilerletilmeye çalışılıyor.

Hubogi: Yurt dışında çalışmak isteyen Türk sektör arkadaşlarına neler önerirsin? Nasıl bir yol izlemeliler?

Cihan: Türkiye oyun pazarı hala gelişmekte ve çok çeşitli bir oyuncu yelpazesine sahip. Bu, birçok yabancı firma için Türkiye’yi cazibe merkezi kılıyor. Bu yüzden, yurt dışı oyun sektöründe çalışan ve çalışacak Türk arkadaşlara her zaman ihtiyaç olacak. Maalesef bu işin bir okulu yok. Firmalar genelde tecrübeye ve yapabileceklerinize bakıyorlar. Yurt dışındaki firmalar Türkiye’ye ve Türk oyuncu kültürüne çok aşina olmadıklarından dolayı birçok konuda Türk çalışanlarından destek talebinde bulunabiliyorlar. Bu yüzden her şeyden önce Türk oyuncularını iyi analiz etme konularında kendilerini geliştirmelerinde fayda var. Oyuncuyu tanımak, oyuncuyu anlamak ve isteklerine cevap verebilmek, Adsense, Facebook gibi reklam platformlarında guru olmaktan daha çok başarı getirecektir. Yurt dışında çalışan ve görüştüğümüz meslektaşlarımın hemen hemen hepsi Türkiye’de bu işin temelinde çalışmış, ufak ufak adımlarla çok güzel pozisyonlara gelmiş insanlar. Bu ufak adımlardan çekinilmemesi veya önü kapalı şeklinde değerlendirilmemesi lazım. Ek olarak, yurt dışı çevresini geliştirecek pozisyonlarda yer almakta fayda var. Gerekli bileşenler bir araya gelince fırsatlar kendi kendine filizlenmeye başlıyor. Yurt dışına çıkmaya hazırlanan arkadaşlara önerim çekinmemeleri ve kendine güvenmeleri. Henüz kesin nedenlerini tespit etmiş olmasam da yurt dışına çıkan Türkler gerçekten güzel iş çıkartıyorlar. Benzer yıllarda benzer şirketlerde çalışmak üzere yurt dışına çıkan 3 arkadaşımız şu an şirketin global projelerinde pozisyon alıyorlar ve bu durumun tesadüf olmadığını düşünüyorum.

Yurt Dışındaki Türkler
Oasis Ofisi

Hubogi: Türk oyun sektörü ve Global pazar hakkındaki fikirlerini merak ediyoruz. Sence Türkiye globale göre ne durumda, Asya pazarından bakınca Türkiye’nin oyun sektörü bazındaki konumu nedir?

Cihan: Global pazarın Türkiye’ye bakış açısı farklılık gösterse de genel bakış açısı Türkiye’nin bölgenin en gelişmiş ülkesi olduğu ve yatırıma çok cazip, genç bir pazar olması yönünde. Çin’den örnek verecek olursak son 5 yılda Çin’den Türkiye oyun pazarına giriş yapan 8 oyun firması biliyorum. Bu cazibe büyüyerek devam ediyor. Şahsen son yıllarda Türkiye’de oyun sektörünün çok hızlı olgunlaştığını düşünüyorum. Şu an üretim konusunda sıkıntılar yaşasak da ilerleyen yıllarda daha fazla kalifiye eleman, üretim için daha uygun sistemler ve anlayışla bu konuların da üstesinden geleceğiz.

Hubgoi: Cihan son olarak gelecekle ilgili planların nedir? Türkiye’ye dönmeyi veya başka bir ülkede çalışmayı, farklı bir firmada yoluna devam etmeyi planlıyor musun?

Cihan: Geçenlerde bu soruyu soran bir arkadaşa bu kadar yıl Çince ile güreştikten sonra kalkıp başka bir yere taşınmak güreşi kazanıp madalyayı bırakıp gitmek gibi olur demiştim. Görüşüm buna yakın. Alışma ve dil süreçleri inanılmaz sancılı süreçler ve bu tecrübelerden sonra insan daha fazla kalıp, sorunsuz iletişimin ve neredeyse yerleşik hayatın tadını çıkartmak istiyor. Hazır oyun sektörü de yüzünü Asya’ya çevirmişken Çin’de yaşamayı ve kendimi geliştirmeye devam etmek istiyorum. Çin’de kaldığım sürece Oasis Games’in benim için en iyi seçeneklerden biri olduğunu düşünüyorum. Playstation, VR, mobil, PC platformlarının hepsinde aktif iş yapan tek Çinli firma burası ve Çin’in globale açılan ilk oyun firmalarından biri. Bu yüzden şimdilik aklımda başka bir firmada devam etmek gibi bir fikir yok. Burada edindiğim tecrübeler ile ileride Türkiye’ye dönmek , Çin ve Türkiye arasındaki teknoloji bağlarını güçlendirecek girişimlerde bulunmak potansiyel planlarım arasında.

Hubogi: Cihan, Yurt Dışındaki Türkler serimizdeki  bu keyifli sohbet için teşekkür ediyoruz. Çin’deki yaşantında ve işindeki başarılarında devamlılık diliyor, bize ayırdığın süre ve içten cevapların için teşekkür ediyoruz.

Cihan: Rica ederim. Pekin’e yolu düşen arkadaşları çay içmeye bekliyorum 🙂

Yurt Dışındaki Türkler
Cihan: Şangay’a sen mi büyüksün ben mi büyüğüm bakışı atarken

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone