Ana sayfa Türkiye'den Haberler RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı

52
RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı
RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! – Hubogi İnternet yayıncılığıyla ilgili tartışmalar ve internet’i yasal olarak düzenleme çabaları konuyla ilgili olanların yakından bildiği gibi pek de yeni sayılmaz. Bugünlerde RTÜK, kanunda yapılan değişikliklerle bu konuda yeniden gündeme gelmiş bulunuyor. Hatırlanacağı üzere 2007’de YouTube’un ilk defa erişime engellenmesi ile başlayan İnternet yayıncılığına dair hukuki ve siyasi tartışmalar 2007 – 2015 yılları arasında pek çok defa yaşadığımız, YouTube’un her erişime engellenişinde bir kez daha alevlenerek gündemdeki yerini korumuştu. Bu tartışmaların arasında, çocukların cinsel istismarı gibi tüm toplumun hassasiyetle yaklaştığı bir konu, ana akım medya tarafından hatırı sayılır bir süre boyunca İnternet’i hedef alan seri manşetlerde yer alınca, 2007 yılında aile ve çocuğun korunması ana gerekçesiyle 5651 sayılı kanun hayatımıza girdi. Bu kanunun temel gerekçesi, kanuna dair tartışmalar yapılırken, yukarıda da belirttiğimiz gibi aile ve çocuğun İnternet’teki zararlı içeriklerden korunması olarak ifade edilmişti. Ancak kanunun ayırt edici karakteri, İnternet yayıncılığının düzenlenmesi ve İnternet aracılığıyla işlenen suçlarla mücadele edilmesinden oluşmuştu.

Öte yandan, 5651 sayılı kanunda, bu konuda tek ve temel yasal düzenleme olmasının etkisiyle midir bilinmez, dikkatle okunduğunda aile ve çocuğun korunması amacına dair izleri bulmak pek mümkün değildi ve halen de değil. Daha ziyade, fırsattan istifade bir yaklaşımda kanunun düzenlemeleri, çocuk ve ailenin korunması ana gerekçesi cılız bir şekilde kenara bırakılarak, İnternet yayıncılığının düzenlenmesine odaklanıldığını söylemek abartılı olmaz. Bu sebeple kanun halen hukuk tekniği açısından da, uzun bir süreden bu yana pek çok gariplik içeriyor.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! Bir yanıyla özel hukuk düzenlemeleri, diğer yanıyla ceza hukukuna dair maddeler, öte taraftan idare hukukuna ilişkin hükümler içeren 5651 sayılı kanun, ayrıca oldukça karma bir karaktere sahip. Yeri gelmişken 5651’in kısa bir kanun olmasının da etkisiyle, değindiği bu çeşitli alanlardaki temel prensipleri, zücaciye dükkanına girmiş sarhoş bir fil edasıyla yıkıp devirdiğini isabetle işaret edelim.

Mesela kanunda yer bulan katalog suçlar, en çok tartışılan konulardan. Bunları kim neye göre seçti halen bilen veya açıklayan yok.

Hakaret, tehdit, terör suçları neden katalog suçların dışında? Bu da gizemini koruyor fakat aynı zamanda en sık talep edilen ve tartışılan başlık olma vasfını koruyor.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! Erişime engelleme konusunda idareye verilen takdiri yetkilerin kısa tarihiyse, uzun bir zamandan bu yana aralıksız şekilde ve sık sık haklı olarak eleştirildiği gibi hatalı kullanım örnekleriyle dolu.

Bazı erişime engelleme uygulamalarının sebebi, süresi, kimin tarafından yapıldığı ise hukuken belirsiz.

Trafik bilgisinin sadece bir soruşturma kapsamında mahkeme kararıyla talep edilebilmesine dair, çağının çok ilerisindeki 5651 sayılı kanun hükmünün AYM tarafından herhangi doğrudan bir gerekçe olmadan iptal edilmesinden sonra, bu konuda hiçbir düzenleme yapılmaması ise maalesef tam bir hukuk talihsizliği.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! Şimdilik bu tartışmaları bir yana bırakacak olursak, kanunun ikincil düzenlemelerinde çocuk ve ailenin korunmasına dair bazı idari önemlerin alındığını söylemeden geçmek haksızlık olur. Neyse ki bu sayede asıl gerekçe, yönetmeliklerle bir nebze hedeflenmiş fakat bu sırada kanunun asıl ruhu, İnternet yayıncılığının düzenlenmesi amacına kaptırılmış oluyor.

Yeri gelmişken 5651 sayılı kanunda telif, marka, tasarım hakkı ihlalleriyle mücadele için çağın gereklerine uygun bir düzenlemenin halen bulunmamasıysa, bu karma kombine kanunun en büyük karakteristik eksiği olarak not edilmelidir. Yeri burası mıdır diye elbet tartışılabilir fakat 5651 sayılı kanunda erişime engelleme uygulamasının özel olarak düzenlenmesine karşın, telif, marka hakkı ihlalleriyle erişime engelleme müeyyidesinin tatbiki suretiyle mücadele edilmesi hususunda kanunda hiçbir düzenlemenin bulunmaması, 5846 Sayılı FSEK’in de uygulamacıları tereddüde sevk eden Ek-4 maddesi bir yana konulursa, bu konuda çağdaş ve etkili bir hüküm içermemesi, net ve doğrudan bir eleştiriyi uzun bir süreden beri hak ediyor.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı 5651 sayılı kanunun varlığı, karşılaştığı tüm bu haklı eleştirilere ve çok daha fazla olan eksiklerine karşın, İnternet süjelerini eksik de olsa, erişime engelleme yetkilerinin kullanımını, bunlara uyulmadığına veya kanunda tanınan takdir yetkilerinin ölçüsüz ve asimetrik kullanımına dair kuvvetli ve yaygın şüphe bulunsa da, tanımlaması ve sınırlandırması bakımından genel ve yüzeysel anlamda kimilerince olumlu bulunabilir.

Hemen 5651 saylı kanuna neden bu kadar detaylı şekilde dikkat çektiğimizi de söyleyelim. Bunun sebebi, bugünlerde gündemin kalabalığında dikkatten kısmen dahi kaçmış gibi görünse de, İnternet yayıncılığına dair yeniden yasal bir düzenleme yapılmasının gündemde olması. Neyse ki bu defa basın kanununa bir ek madde getirilerek, “Tüm İnternet basın kanununa tabidir” gibi geçmişte gördüğümüz son derece başarısız girişimler tekrar edilmedi. Ancak (hangisi daha kötü tam olarak bilemiyoruz) bunun yerine İnternet yayıncılığının RTÜK kanununda değişiklik yapılarak, RTÜK’ün kontrol ve denetimine sokulması söz konusu. Hatta bu kanun değişikliği halihazırda Resmi Gazete’de yayınlanmış bulunuyor. Getirilen düzenlemeye yakından bakacak olursak; artık sadece RTÜK’ten geçici yayın hakkı veya yayın lisansı bulunan medya hizmet sağlayıcısı kuruluşlar, bu hak ve lisansları ile yayınlarını internet ortamından da sunabilecekler.

İnternet ortamındaki yayınların devamı için bu platformlar RTÜK’ten yayın lisansı ve de yayın iletim yetkisi almak zorundalar.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı!

Sulh Ceza Hakimi, internet ortamındaki yayınla ilgili içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesine en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karar verilebilecek.

İnternet ortamından radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin sunumuna, iletimine, internet ortamından medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmelerine de yayın iletim yetkisi verilmesine, bu yayınların denetlenmesine ve maddenin uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri RTÜK ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu belirleyecek.

Böylece 15.02.2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanuna 29. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 29/A maddesi Kanuna eklenmiş ve yürürlük kazanmış durumda

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı

“Yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumu

MADDE 29/A- (1) Üst Kuruldan geçici yayın hakkı ve/veya yayın lisansı bulunan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar, bu hak ve lisansları ile yayınlarını bu Kanun ve 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak internet ortamından da sunabilirler. Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini sadece internet ortamından sunmak isteyen medya hizmet sağlayıcılar Üst Kuruldan yayın lisansı, bu yayınları internet ortamından iletmek isteyen platform işletmecileri de Üst Kuruldan yayın iletim yetkisi almak zorundadır.

(2) Üst Kuruldan geçici yayın hakkı ve/veya yayın lisansı bulunmayan ya da bu hak ve/veya lisansı iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin yayın hizmetlerinin internet ortamından iletildiğinin Üst Kurulca tespiti halinde Üst Kurulun talebi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından internet ortamındaki söz konusu yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu karar, gereği yapılmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilir. Sulh ceza hâkimi, Üst Kurulun talebini en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Bu madde uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı hakkında 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları uygulanır.”

(3) İçerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu Üst Kurulun görev alanına ilişkin uluslararası andlaşmalar ve bu Kanun hükümlerine aykırı yayın yaptığı Üst Kurulca tespit edilen bir başka ülkenin yargı yetkisi altındaki medya hizmet sağlayıcılarının veya platform işletmecilerinin yayın hizmetlerinin internet ortamından iletimi ile internet ortamından Türkçe olarak Türkiye’ye yönelik yayın yapan veya yayın dili Türkçe olmamakla birlikte Türkiye’ye yönelik ticari iletişim yayınlarına yer veren yayın kuruluşlarının yayın hizmetleri hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu kuruluşların internet ortamındaki yayınlarına devam edebilmeleri için Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargı yetkisi altındaki diğer kuruluşlar gibi Üst Kuruldan yayın lisansı, bu kapsamdaki platform işletmecilerinin de yayın iletim yetkisi alması zorunludur.

(4) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla, bireysel iletişim bu madde kapsamında değerlendirilmez ve radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platformlar ile radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerine yalnızca yer sağlayan gerçek ve tüzel kişiler bu maddenin uygulanmasında platform işletmecisi sayılmaz.

(5) İnternet ortamından radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin sunumuna, bu hizmetlerin iletimine, internet ortamından medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmecilerine de yayın iletim yetkisi verilmesine, söz konusu yayınların denetlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Üst Kurul ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! Böylece İnternet yayıncılığının düzenlenmesine ilişkin girişimlere, bu defa çok daha farklı bir enstrüman, yani RTÜK üzerinden yeni bir cephe açılmış oluyor. Bu durum akla ister istemez şu soruyu getiriyor. Neden RTÜK? Çünkü RTÜK adı üzerinde radyo ve televizyon yayıncılığına dair bir kurul.

Kurulda da dayanak kanunda da İnternet yayıncılığına dair bir içerik, uzmanlık, kapsam söz konusu değil. İnternet, isteğe bağlı içerik mecrası. TV  ve radyodan temel farkı bu. Bu farkı TV’de de kumanda var diye savuşturmak sadece yüzeysel fakat makul olmayan bir karşılaştırma savunması olmasından öteye gitmiyor. Öte yandan bu parlak fikrin kime ait olduğu da belli değil. Zira RTÜK üyeleri basına yaptıkları açıklamalarda, bu değişiklikten kendilerinin dahi bilgilerinin, haberlerinin olmadığını ve görüşlerinin alınmadığını ifade ediyorlar. Sorun şu ki, RTÜK üyelerinin kanun değişikliğine dair bilgisi hayatında hiç İnternet kullanmamış veya hayatında hiç televizyon izlememiş birinden farklı veya fazla değilse, peki acaba İnternet yayıncılığı kimin tarafından ve neden 5651 sayılı kanun kapsamında değil de, RTÜK kanunu kapsamında düzenlenmek istenmiştir. İşte bu sorunun cevabı verilmediği gibi, verileceğine dair de bir belirti bulunmuyor.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! Bu vesileyle anlaşılmış olması gerektiği üzere bizim görüş ve önerimiz, İnternet yayıncılığına dair yapılacak temel düzenlemelerin RTÜK kanunu ile değil, 5651 sayılı kanun kapsamında. Bu kanun da yukarıda özetlediğimiz eksiklik ve hataları da giderecek şekilde yapılması şeklindedir. Böylece sektörel bir öz düzenleyici kuruluş oluşturularak İnternet’in davranış kuralları da geliştirilebilir. Bu sayede, hem 5651’in uygulamasının kurumsallaşması sağlanabilir hem de İnternet yayıncılığının bir hayli farklı olduğu geleneksel medyanın yasal düzenlemelerinin arasına dahil edilmez. Aksine bir uygulama, sanki, kanun koyucunun İnternet ile radyo-televizyon arasındaki farkı görmediği gibi hatalı bir izlenime yol açmaktadır. Ekleyelim ki İnternet yayıncılığının denetimini RTÜK’e vermek, bu kuruma ateşten gömlek giydirme riski de taşımaktadır. Umarız böyle olmaz fakat görünen şimdilik bu şekilde.

Yapılan yasal değişiklik de, İnternet yayıncılığına dair ciddi endişeleri beraberinde getiriyor. Bu haliyle onaylanarak yürürlük kazanması beklenen değişikliklere göre, RTÜK’ten geçici yayın hakkı veya yayın lisansı bulunan medya hizmet sağlayıcısı kuruluşlar, bu hak ve lisansları ile yayınlarını İnternet ortamından da sunabilecekler. Bunlar dışındakiler yayınlarını İnternet ortamında sürdüremeyecekler. Kastedilenin kapsamı, yönetmelik ve uygulama ile şüphesiz netleşecek. Fakat bu haliyle kuralın, İnternet’in tabiatına uygun olduğunu düşünmeye olanak görünmüyor.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! İnternet ulusal bir mecra olmadığı için ulusal yayın izni nerede ne işe yarar bundan da emin değiliz. Muhtemel olan yabancı menşeli veya genel olarak lisanssız yayıncıların erişime engellenmesi gibi görünüyor ki, bu da yepyeni sansür tartışmalarına davetiye çıkaracaktır. Yani bu haliyle öngörülen düzenleme, başarısız olmaya yahut sert eleştirilerle karşılaşmaya kuvvetli şekilde aday konumunda.

Yapılan bir diğer değişikliğe göre, İnternet ortamındaki yayınların devamı için bu platformlar RTÜK’ten yayın lisansı ve de yayın iletim yetkisi almak zorunda olacaklar. Son yıllarda tüm Avrupa’da ve ABD’de elektronik para ve dijital ödeme servislerinde olduğu gibi, yeni e-ticaret alanlarını yasal lisansa bağlama eğilimi burada da kendisini göstermiş bulunuyor. Periscope ve Twitch yahut Instagram yayınları bu kapsamda nasıl ele alınacak, doğrusu merak konusu. Buna bir de son anda kanuna eklenen bir hükümle bu platformların kapsam dışına çıkartıldığı bilgisi eklenince, konu iyice karmaşıklaşıyor. Zira İnternet yayıncılığının tüm global ekseni bu platformlardan oluşuyor.

Bir diğer düzenleme, sulh ceza hakiminin, İnternet ortamındaki yayınla ilgili içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesine en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karar verilebileceği şeklinde ifade ediyor. Bu hüküm 5651 sayılı kanunda zaten varken, aynı hükmü RTÜK kanununa eklemek, yetki ve fonksiyon karmaşası yaratabilir. Bu yetkinin kullanımının ise şikayete bağlı olacağı umuluyor. Aksi halde bu düzenlemenin uygulanma şeklini hayal etmek bile temel hukuk eğitimi almış biri için bile maalesef imkansız. Şikayete bağlı olması halinde sadece RTÜK mü başvurabilecek yoksa herhangi bir kişi bu yönde bir başvuru yapabilir mi sorusunun da net bir cevabı henüz bulunmuyor. Kaldı ki, sulh ceza hakimliklerinin iş yükü son bir kaç yılda inanılmaz artmış durumda. Bu sebeple, özellikle büyük şehirlerde, bu hakimlikler önlerine gelen talep ve dosyaları yeterli zamanı ve mesaiyi ayırarak inceleme olanağından mahrum oldukları maruf bir vakıa. Bu durum, bu hakimliklerin tesis ettikleri kararların sıklıkla dar zamanda eksik incelemeyle verilmesine, eleştiri konusu olmasına yol açıyor. Bu kararların hukuki denetiminin de oldukça sınırlı olduğunu dikkate alınca İnternet yayıncılığına dair yetkinin veya sorumluluğun da bu hakimliklere yüklenmesinin bir kez daha düşünülmesi gereken bir husus olduğu haklı olarak dikkat çekiyor.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı! İnternet ortamından radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin sunumuna, iletimine, İnternet ortamından medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmelerine de yayın iletim yetkisi verilmesine, bu yayınların denetlenmesine ve maddenin uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri RTÜK ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun belirleyeceği öngörülüyor. Bu hükmün de ana gerekçesi yine çocuk ve ailenin korunması. 5651 sayılı kanunun ana gerekçesi olan çocuk ve ailenin korunmasını hedefine varamadığından mıdır bilinmez, bu defa aynı amaç RTÜK kanunu ile elde edilmek istenmiş görünüyor.

Bir yanda İnternet yayıncılığının düzenlenmesi hakkında 5651 sayılı kanun varken, RTÜK kanununa başvurulması teknik ve ciddi bir hukuki hata görünümünde. Bunu yaparken çocuk ve ailenin koruması gerekçesi ifade ediliyorsa da, PuhuTV, Blu TV, YouTube’dan yayın yapan kanallar gibi herkese açık olmayan, isteğe bağlı içerikli yayınlarda, içeriğe hakimiyetin kullanıcıya verildiği platformlar söz konusu olduğunda, çocuk ve ailenin kimin tarafından kimden niye korunmak istendiğini belki de iki defa düşünmek gerekiyor. Bu arada bazı kaynaklar ise bu platformların da kapsam dışında olduğunu açıklıyor. O halde tam olarak kimler bu değişikliğin kapsamında olacak sorusu bir kez daha haklı olarak düşünülüyor.

Son olarak ister istemez bu durum, biraz evvel işaret ettiğimiz üzere, önümüzdeki günlerde şiddetli sansür tartışmalarını yapılacağına daha şimdiden işaret ediyor. RTÜK ve BTK tarafından hazırlanacak olan yönetmeliğin neler getireceği de bu noktada epeyce önemli.

RTÜK’ün İnternet İle İmtihanı!

“Olması gereken neydi?” diye soracak olursak, bunun cevabı 5651 sayılı kanunda köklü bir reform yapılmasıdır. Böylece, 5651 sayılı kanundaki eksik süje ve tanımlar revize edilmeli,  sorumluluk ilkeleri güncellenmeli, trafik bilgisinin takip ve temini kişisel verilerin korunması hakkındaki kanun standartlarına uyumlu hale getirilmeli, telif – marka hakkı ihlallerinde içerik kaldırma – erişime engelleme standartları netleştirilmeli, cevap-düzeltme hakkının ücretsiz ve kolay kullanımı güvence altına alınmalı, 5651 sayılı kanunun sitelerin iletişim bilgilerine dair kurallarına uyum sağlanması zorunlu kılınarak teşvik edilmelidir. Bunlar yapılırken İnternet haberciliği ve yayıncılığı kendine özgü kuralları ile tanımlanmalı, korunmalı, teşvik edilmeli, sansür anlamına gelecek uygulamalardan uzak durulmalıdır. RTÜK kanunu ile yapılması gündemde olan değişikliklerin ise, bu gereksinimleri gözlemlediğini söylemek maalesef mümkün görünmüyor. İşte bu nedenlerle önümüzdeki günler, RTÜK’ün belki de RTÜİK’e dönüşeceği ve pek de umut vadetmeyen bir şekilde İnternet ile imtihanın başlayacağı günler olarak, İnternet yayıncılığının tarihine not düşülecek gibi görünmektedir.