Ana sayfa Türkiye'den Haberler Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi

936
Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi
Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi! – Hubogi “Dijital Diriliş” ifadesi inceleyeceğimiz durumu ifade etmek için oldukça uygun görünüyor. Çünkü, Andrew Nicole’un yönettiği, Al Pacino’nun başrolünde yer aldığı 2002 yapımı Simone veya diğer adıyla S1m0NE filminde sergilenen dijital oyuncu kurgusu, The Crow’dan Rouge One’a kadar aradan geçen zaman zarfında form ve kaynak değiştirerek oldukça güçlenmiş, mesafe kat ederek gelişmiş bulunuyor. Bu durumun akla getirdiği en uygun ifade ise “Dijital Diriliş .”

Eğlence, oyun, müzik veya sinema endüstrisinde karakterlerin, kişilerin sanatçıların veya aktörlerin dijitalleşmesi olarak da adlandırabileceğimiz bu durum kendisini müzik alanında ise kısmen sinemadakine benzer şekilde hologramik konserler ve düetlerle gösteriyor.

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi! Sinemada oyuncuların dijitalleşmesi iki şekilde karşımıza çıkıyor. Bunlardan ilki oyuncunun tamamen dijital bir tasarımdan ibaret olması. Yani bu durumda ortada ne geçmişte ne de günümüzde yaşayan bir gerçek kişi söz konusu değil. Bu durumda oyuncu tamamen dijital bir hayal ürünü, tüm unsurları ile bir tasarımdan ibaret. İkinci durumda ise geçmişte yaşamış veya bugün hayatta olan bir oyuncunun dijital sureti, sesi, görsel unsurları kaydedilerek ve üretilerek oyuncu daha sonraki sürece dahil edilmeden bu kaydedilen ve üretilen unsurlardan yararlanılarak oluşturulan dijital oyuncu ile filmin çekilmesi ya da yapımın oluşturulması söz konusu. Tabi bu durumda ne küçük yaşta bir oyuncu ile çalışmanın yasal zorunlulukları, alınması gereken izinler ve uyulması gereken hukuk kuralları ile uğraşmak gerekiyor ne de yaşlanan bir oyuncunun genç bir karakteri canlandırmasının zorluğu veya dezavatajından etkilenmek gündeme geliyor. Böylece Brad Pitt’in 60 yaşına geldiğinde 20 yaşında birini canlandırması, Robert De Niro’nun tam olarak birebir örnek şeklinde geçmişte yaşamış ve ölmüş bir kişiyi tüm görsel unsurları ile oynaması mümkün oluyor. Bir adım sonrasında ise hayattayken görselleri, sesleri, fiziksel unsurları taranmış ve kaydedilmiş bir kişinin bu kaydedilen ve dijitalleştirilen unsurları kullanılarak, kişi, vefatından sonra yapıma konu edilen bir sinema filmi içi dijital olarak diriltilebiliyor veya hayata veda etmiş bir müzisyenin hologramik şekilde görüntülenen ve düzenlenmiş geçmiş kayıtları ile bir konser vermesi, bir konsere katılım düet yapması mümkün olabiliyor. Bugün için özel görsel efektlerin kullanılmasıyla, profesyonel makyaj teknikleriyle veya teknolojik modifikasyonlarla sanatçının olduğundan genç, yaşlı, farklı gösterilmesine dair telif hukuku bakımından herhangi bir tartışma bulunmuyor. Yine eski filmlerin yeniden yapılandırılmasına dair tartışmalarda eskimiş durumda. Fakat, dijital diriliş veya dijital mumyalama denilen şekilde, daha evvel dijital kayıtları yapılan materyallerin kullanılmasıyla, hayata veda etmiş bir sanatçının dijital suretinin bir televizyon veya sinema filminde konumlandırılması ve oynatılması veya dijital hayaletinin konser vermesi ise telif hukuku bakımından, kişiler hukuku bakımından derin tartışmalara uzun süre konu olabilecek bir potansiyel taşıyor.

 

* Bu yazı, yazar tarafından H+ dergisinin Kasım – Aralık 2017 sayısı için kaleme alınmıştır.

Eser türlerinden sinema ve müzik eserlerinde bu eserlerin topluma ulaşması, tanınması, bilinmesi, sahnelenmesi ve satın alınmasında asıl araç sanatçı iken bugün adeta insansız hava araçları gibi sanatçısız sinema filmleri veya dijital hayalet konserleri de giderek artan bir tercih edilirlik ve yaygınlık kazanıyor.

 

Peki acaba konuya telif hukuku açısından nasıl bakmak gerekir?

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi! Burada durum klasik animatif karakterlerden farklı. Zira örneğin Mickey Mouse gibi animatif karakterlerde bunları tasarlayan, yaratan kişilerin bu karakterlerin üzerinde eser sahibi sıfatıyla telif haklarına sahip oldukları yaygın ve eski bir kabul. Öte yandan bugün bahsettiğimiz dijital oyuncuların veya şarkıcıların durumu ise farklı. Çünkü bunlar doğru ve güncel bir ifadeyle Hybrid karakterler. Zira telif hukuku tespiti yapılmış yani somutlaşmış çalışmaları, entellektüel zihnin çabasının somutlaşmış sonuçlarını korurken bir kişinin sesinin veya imajının korunması telif korumasının kapsamına doğrudan girmiyor. Kısmen telif hukuku ev aslen kişilik hakları konusunu ilgilendiren bu konu robot hukukunu tartıştığımız şu günlerde son derece ilgi çekici. Buna karşın daha evvelden mevcut olan fotoğrafların, ses kayıtlarının, kamera kayıtlarının veya kurgu aşamasında yapımdan hariç tutulan çekim ve kayıtların kullanılması ile vefat etmiş bir oyuncu veya şarkıcının dijital olarak diriltilmesi veya dijital suretlerinin yaratılması halinde burada sayılan unsurlar telif hukuku korumasına tabi oldukları için bu şekilde oluşturulan dijital karakterin ticari kullanımı da telif hukuku uyuşmazlıklarının ortaya çıkmasına yol açabilir.

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi! Bu durumlarda telif hukukundan kaynaklanan hakları kullanma yetkisinin kime ait olduğu ilk bakılması gereken husustur. Bu sayılanların yani bağlantılı hak sahipliğine konu fikri ürünlerin üzerindeki hak sahipliği çoğunlukla performans sergileyene değil yapımcı, yayıncı gibi üçüncü bir kişiye ait olmaktadır. Özellikle sinema filmlerinde bu durum oldukça belirgin ve yaygındır. Öte yandan müzik eserlerinde fonogram yapımcısı, organizatörlerin bağlantılı veya komşu hak sahipliğine konu unsurlar nazara alındığında, dijital dirilişte kullanılan unsurların hak sahipliklerinde muhtemel muvafakat veya ihtilafların planlanması veya öngörülmesi kolaylaşmaktadır.

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi!Muhtemel bir uyuşmazlıkta mahkemelerin bir telif ihlali listesi mevcut olmadığı için hangi materyalin kullanılması ile oluşturulan dijital karakterin, dijital sanatçının, dijital dirilişin kimin hangi hakkını ihlal edebileceği, kimden ne şekilde bir muvafakat alınması gerekeceği her bir durumda değişkenlik gösterebilir. Yine de bir uyuşmazlıkta, telif hakkına tabi bir unsurun başkası tarafından haksız şekilde dijital karakter yaratımında kullanıldığını iddia eden kişinin, kendisinin telif hakkı sahipliğini, muhatabın kendisinin hak sahibi olduğu varlıktan kopyalama yaptığını, her iki fikri ürünün arasındaki bağlantı ve benzerliği sırasıyla ispat etmesi gerekecektir.

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi! Vefat eden bir kişinin eskiden mevcut bir kaydının kullanılması, hayattayken yapmış olduğu bir tasarrufun sonucu olabilir. Örneğin vefat eden bir aktör, hayattayken çekim ve yapımına katıldığı bir sinema filmine dair akdettiği sözleşmede, bu çekim ve yapım sırasında sahneleyeceği tüm performans ve oyunculukla bağlantılı her nevi kayıt ve tespitin üzerindeki bağlantılı haklarının mali kısımlarını yer, süre, konu sınırlaması olmaksızın yapımcıya devretmiş ve bu arada yapımcıya işleme, iletim ve dijital iletim hak ve yetkisini de tanımış, devretmişse, bu durumda ölümden sonra bu kayıtların işlenmesi ile daha sonra yapımı gerçekleşecek bir sinema filminde, önceki filmin çekim ve yapımları sırasında elde edilen kayıtların kullanılması ile dijital bir diriliş ve performans oluşturmak mümkün müdür? Burada sorunun cevabı sözleşmede gizli. Öncelikle sözleşmede aktörün, bahse konu kayıtlar üzerindeki tasarrufu,  akdettiği sözleşmeye konu tek bir veya belli bir sayıdaki, hangileri olduğu belirlenmiş olan sinema filmiyle veya yapımlarla sınırlı şekilde mi yoksa bundan bağımsız şekilde ve sınırlama koymaksızın mı telif hakkı yetkilendirmesine konu edip etmediği dikkate alınmalıdır. Eğer ilk durum yani sadece ismen anılarak yapıma konu olan sinema filmi ile sınırlı bir yetkilendirme söz konusu ise aktör hayattayken veya ölümünden sonra bu kayıt ve görüntüler başka bir sinema filmi, reklam filmi veya benzeri yapımda dijital bir karakter yaratılarak kullanılamayacak, performasın türevinin oluşturulması amacıyla işleme kabul edilemeyecektir. Oysa, sözleşmede, tasarrufa konu performans, oyunculuk ve bunların kayıtlarının üzerindeki haklar, yapıma konu edilen sinema filmi ile sınırlı olmaksızın ve hatta açıkça dijital işleme, yapım veya  aktörün yaşamıyla sınırlı olmayan iletme, işleme gibi yetkilerle devir edilmişse bu durumda artık yapımcıların Hybrid dijital türev ürünler şekilnde ayrık karakterler yaratmasına da sözleşmesel olanak tanınmış olmak gerekir. Acaba, kişinin hiçbir sözleşmesel tasarrufu ve hatta performansı dahi yokken kendi görüntü ve seslerinin kayıtlarını ileride yani ölümünden sonra dahi, yapımı gerçekleşecek bir sinema filminde veya müzik eserinin kaydına kullanmak üzere bir başkasına yetkilendirme yaparak devretmesi, teslim etmesi haline nasıl yaklaşmak gerekir? Bu kişi hayattayken yapılacak kullanıma dair bir tasarrufta hukuken geçerli şekilde bulunabiliyorsa bunu ölüme bağlı veya ölümden sonra da kullanılabilir şekilde tasarrufa konu etmesi de akla yatkın geliyor.Fakat söz konusu kayda konu materyalin niteliği önem arz etmeyecek mi? Elbette etmeli. Bu eğer eser vasfındaki bir materyal ve kayıt ise o halde tasarrufun süre, konu, yer sınırlamasına göre ölümden sonraki kullanıma dair tasarruf geçerliliğini korumalı. Öte yandan eser vasfı olmayan görüntü ve ses kayıtlarında ölümden sonraya dair kullanım yetkilendirmelerine ilişkin olarak ölümden sonraki 10 yıl boyunca bu konudaki yetkinin kişinin yakınlarına ait olacağı sonucuna ulaşmak gerekir. Hayattayken eser vasfındaki kayıtların ölümden sonra işlenerek kullanılmasına dair tasarrufun sınırı ise cayma hakkı, kötüleştirme yasağı ve itibarsızlaştırmama yükümlülüğü olabilir. Bunun bir yanı vefaat eden sanatçıya diğer  yanı yakınlarına yönelik olarak iki uçlu şekilde ele alınmak gerekir.

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi! Dijital klonların kostüm, poz, davranışsal performans, kostüm ihtiyaçları yoktur. Bunlar olanın çoğaltılması ve işlenmesi suretiyle elde edildikleri için aslından bağımsız değildir. O nedenle işleme eserin genel kuralları bu durumlarda yani aslından kopyalalan karakterlerde uygulama alanı bulacaktır. Dijital klonların haricinde,dijital olarak yaratılan karakterlerin ise bağımsız seslendirme ihtiyaçları söz konusudur. Dijital klonlar kopya edildikleri asıl gibi hareket eder ve ses çıkartırken bağımsız yaratılan dijital karaktelerde hareket alanı daha fazla ve dolayısıyla husususiyet yaratma olanağı daha geniştir. Üzerinde telif hakkı bulunan ses kayıtlarının yeniden ve dijital olarak üretilen bir karakterle eşleştirilmesi suretiyle kullanılması halinde bir telif ihlalinden bahsedilmesi olasılığı artmaktadır. O itibarla ses kaydının da ayrıca eser vasfının bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa buna dair ölüm sonrasına dair yetkilendirmenin kapsamını dikkate alarak karar verilmelidir.

Dijital Dirilişin Fikri Haklar Açısından Analizi! Konunun bir diğer yönü ise karakterin ürünleştirilmesine dokunuyor. Bu merchandising konusu, aslında bir tiplemenin, karakter veya tasarımın oyuncak, tekstil vb ürünlerde kullanılmasına, ürünleştirme ile satışa konu edilmesine ilişkin ise de dijital dirilişin telif hukuku açısından analizine de el veriyor. Şöyle ki ünlü futbolcuların, şarkısı ve oyuncuların spor kulüpleri, film veya müzik şirketleri ile vb yaptıkları sözleşmelerde, kişinin görsel unsurlarının, ses, duruş, poz, bakış, slogan vb unsurlarının işlenmesi, kaydı, ürünleştirilmesi, üretilip satılmasına dair hak ve yetkiler kulüplere, şirketlere devrediliyor. Bunun kişilik hakkınn parçası olan bu unsurlara dair tasaarrufi vasıftaki hukuki işlemin geçerliliğinin tartışılmasına yol açtığı ve bu tartışmanın gölgesinde de olsa uygulamada varlığını uzun yıllardan beri sürdürdüğü bir gerçek. İşte dijital dirilişte de kişi, bir çok kişilik hakkı unsurunu, ses, duruş, bakış, göz yaşı, poz, tavır gibi varlıklarının dijital taramayla, daha sonra, ölümünden sonra teknoloji ile bir filmin, yapımın, konserin bir unsuru haline getirilmesine müsade etmiş oluyor. Tabi hayattaki futbolcu, müzisyen, oyuncu, anılan ürünleştirmelere dair tasarrufunun kişilik hakkını ihlal edebileceğine dair bir itirazda bulunmadığı için bu konu pek bir hukuki uyuşmazlık yaratmıyor. Fakat, hayattayken yapılan bu kayıt ve verilen muvafakate ilişkin olarak, kişinin ölümden sonra, yapımcı, yayıncıya karşı, mirasçılarının teknolojik işlemeyle ortaya çıkan kullanıma itiraz etmeleri ihtimali ve haklı bulunma olasılıkları da oldukça kuvvetli. Özellikle muvafakat edilen müstakbel kullanımın tasarruf sırasında muayyen olmadığı hallerde mirasçıların müdahale alanı kuvvet kazanırken; aksine bir durumda ise yani ölümden sonraki veya müstakbel kullanım alanı, şekli, süresi ferdileştirilmiş ise miras hukuku ve telif hukuku hep beraber mütevefanın son arzusuna destek verecektir.

Mete Tevetoğlu