Ana sayfa Türkiye'den Haberler Oyun Hesabı veya Varlıklarının Satışı Hukuken Mümkün mü?

Oyun Hesabı veya Varlıklarının Satışı Hukuken Mümkün mü?

1291
Oyun Hesabı veya Varlıklarının Satışı
Oyun Hesabı veya Varlıklarının Satışı
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Oyun Hesabı veya Varlıklarının Satışı Hukuken Mümkün mü sorusu oyunla ilgilenen herkesin merak ettiği ve yazılı bir kaynakla da takip edemediği bir konu. Bu yazımızda bu konuyla ilgili bilgiler vermeye çalışacağız.

Oyun hesapları veya bu hesaplardaki eşyaların transfer edilebilir varlıklar olup olmadığı tartışması, ilgili çevrelerde, nispeten eski bir tartışma olarak kabul edilebilir. Tabi tartışmanın bu göreceli eskiliği konunun netleştiği ve herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Yani, sanal varlıklarda mülkiyet tartışmasının ötesinde, oyun hesap ve varlıklarının transfer edilebilirliğine dair tartışmada farklı fikirler varlığını halen koruyor. Burada oyuncu cephesinden bakıldığında oyun hesaplarının transfer veya devir edilebilir olduğunun savunulduğunu görüyoruz. Aynı görüş, oyun içi hesaplarda sahip olunan eşyalar gibi sanal varlıklar için de ileri sürülüyor. Yani oyuncular ve oyuncuları tüketici kabul eden yaklaşımlar konuyu tüketici hukuku ve telif hukukunun bazı ilkelerinin ışığında yorumluyor ve oyun hesapları ve oyun sanal varlıklarının oyuncuların arasında veya oyuncular tarafından devredilebilir, transfer edilebilir, satılabilir nitelikte olduğu görüşüne yoğunlaşıyor. Öte yandan yayıncılar açısından durum pek de bu şekilde değerlendirilmiyor. Bu cepheden bakıldığında hesap veya sanal varlık transferlerinin kontrol ve teyidi riskli, takibi ve onaylanmasının oldukça güç olduğu haklı şekilde ifade ediliyor. Kaldı ki bu transfer ve devirlerin tabi olacağı usul belirsiz olmakla eleştiriliyor. Yine devir sonrası kullanım veya devre dair taahhütlerin ihlalinden sorumluluk da hukuken çözülmesi gereken önemli bir mesele olarak aslında en tehlikeli başlık olarak bir kenarda çözüm bekliyor. Uygulamada, hesap transferini ve oyun içi varlık devrini konu alan çok sayıda uyuşmazlığın bulunduğu düşünülünce bu çekinceye önemli ölçüde hak verilmesi eğilimi ister istemez kuvvet kazanıyor. Bu konu son zamanlarda bu ve benzer yönleri ve argümanları ile bir mahkeme kararına da konu edildi. Üzerinden belirli bir süre geçmiş olsa da güncel ve konuya dair önemli bir karar olmasının yanı sıra ilgili argümanların tartışılmasına da vesile olması sebebiyle bu kararın ilgilileri ile paylaşılmasının konuya entellektüel ve hukuki derinlik kazandıracağını düşünüyoruz. Nihayet bu tartışmaların oyun hesap ve eşyaları bazında yapılmasına karşın buradaki kabul ve ilkelerin sosyal medya hesaplarının devir ve transferinde de uygulanabilir olduğunu, zira benzerlik ve şartşardaki örtüşmenin fark edilenden daha kuvvetli olduğunu işaret etmek gerekir.

Genellikle en son söyleneni biz bu defa en başta söyleyelim. Buna göre, aşağıda detaylarına yer vereceğimi, bir grup tüketici hakları aktivisti tarafından (Verbraucherzentrale Bundesverband), oyun sektörünün önde gelen şirketlerinden Valve Inc.’e karşı açılan dava, Berlin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından görüldü ve red edildi. Şimdi bu dava ve kararın detaylarını, bir yandan sosyal medya hesapları için de uygulanabilirliğini göz önüne alarak, daha yakından incelemek uygun olacaktır. Burada sosyal medya hesaplarının ve oyun hesaplarının devredilebilirliği ve aidiyeti konusu, aşağıda incelenen davadan bağımsız ve fakat davanın neticesinden etkilenen mülkiyet ilişkisi, sosyal medya şirketlerinin veya oyun şirketlerinin halk arzlarındaki konumu bakımından önemli sonuçlar çıkartılmasına olanak sağlar bir görünümdedir.

Bölge Adliye Mahkemesinin incelediği bu davada, davacı grup, Valve’in kullanım şartnamesine yer alan ve Steam hesapların satış ve transferini yasaklayan hükmüne karşı mahkemeye başvuru yaparak bu hükmün tüketici haklarına aykırı olduğunu ileri sürdü. Bu, Valve’e karşı, oyuncular adına açılan ikinci dava olarak kayıtlarda yerini aldı. Böylece tüketici vasfıyla, Valve’e karşı açılan bu ikinci davada da mahkeme, davacılara aradıkları şekilde bir hüküm, karar vermemiş, davayı kabul etmemiş oldu.

Berlin Bölge Adliye Mahkemesi, davayı Alman hukuku kurallarına göre ele alarak inceledi. Fakat bu kurallar aynı zamanda AB’nin tüketici regülasyonlarına dayandığı için Birlik içinde ve uyum sürecin olan bizimki gibi Birlik’in tüketici mevzuatını kendi hukukuna aktaran aday ülkeler bakımından da geçerli kabul edilebilir değerlendirmeler içeriyor. Buna göre ilgili tüketici hukuku kuralları oyun web sitelerinde yaygın şekilde mevcut durumdaki kullanım şartları gibi standart dökümanlarda nelerin ne şekilde yer alabileceğini ve nelerin yer alamayacağını katı şekilde düzenlemektedir. Yine de mahkemelerin takdir yetkisi bu noktada, yani ilgili hükümlerin uygulanmasında, oldukça önemli ve belirleyicidir. Burada ana kural, yani bir mahkemenin takdir yetkisini kullanırken dikkate alacağı ilke, kullanım şartları veya kullanıcı sözleşmeleri gibi standart ve iltihaki (katılıma açık) sözleşmelerde, tüketici haklarının sınırlandırılmasına dair temel prensiplere uymayarak tüketiciyi sebepsiz şekilde ve ağır bir dezavantaj içine sokan hükümlerin bulunup bulunmadığıdır. Standart sözleşmelere yani bizim hukukumuzdaki karşılığı ile örneklemek gerekirse genel işlem şartlarına veya olaydaki hali ile ilgili ürün veya hizmetin, web sitesinin kullanım koşullarına tüketici haklarını ağır, ezici ve dengesiz şekilde yok eden hükümler konulamayacağı, konulsa bile uygulanamayacağı kabul edilmektedir. İşte bu ilke oyun siteleri veya platformlarının kullanım şartlarındaki hükümler bakımından acaba ne şekilde uygulanabilir sorusu incelenen davanın esas konusu olmuştur.

İncelediğimiz davada, oyun hesaplarının ve oyun içi sanal varlıklarının, oyuncular tarafından veya oyuncuların arasında transfer ve satışına dair talebin dayanağı fikri mülkiyet hukukunda vücut bulmuştur. Buna göre, Valve Inc.’e karşı açılan davada ilgili tüketici birlik ve grupları tükenme ilkesinden hareket etmektedir. Bu ilkenin oyun hesapları için uzun süreden beri tartışıldığı bilinmektedir. Bu ilkeye göre bir telif hakkının meşru hak sahibi olan kişi, bu hakkını kullanarak ilgili ürününün piyasaya sunduğu suretinin veya nüshasının üzerinde, bu sunumdan itibaren artık ilgili telif hakkını tüketmiş olur ve kendisinden bu nüsha veya ürünü edinenlerin bu ürüne dair alım, satım, devir gibi faaliyetlerin ve işlemlerini engelleme hak ve yetkisinden mahrum hale gelir. Burada tükenen aslında sadece devam eden satışa müstakil yayma işlemi olarak karşı çıkma yetkisidir. Yani, bu görüşe göre, satışla beraber, satışa konu oyun veya bu oyun içi hesap yahut hesaptaki sanal varlık üzerinde yayıncının hakkı sona ermiş olur. Bir defa meşru hak sahibinden ilgili oyunu herhangi bir materyalle veya sadece sanal fakat erişilebilir şekilde edinen kişi, bir oyun hesabını edinen kişi, bir oyunda sanal bir aracı veya varlığı edinen kişi artık bunların üzerinde tek hak sahibidir ve bunları satabileceği gibi transfer de edebilir. İşte bu noktada ilgili sanal varlık veya hesap üzerinde oyun yayıncısının hakkının, bunları, oyuncuya veya tüketiciye sunmakla, satmakla, kullandırmakla tükendiği yaklaşımı, incelenen davadaki iddianın temelini oluşturmuştur. Belirtelim ki burada belirtilen tükenme, oyuna dair diğer mali hakları etkilemez. Sadece sahibi veya yetkilisinden edinilen suretinin veya oyuncuya satışı yahut tahsisi yapılan hesap veya oyun varlığının üzerinde, bunu edinen oyuncunun, daha sonra yapacağı transfer ve devirleri engelleme hakkını, yetkisini kullanması mümkün değildir. Aslında bu ilke, temelini fikri mülkiyet hakkının mutlaklığının sınırlandırılmasında ve rekabet hukuku ile arasındaki çelişkinin, çatışmanın dengelenmesinde bulur. Yani piyasaya sunulan telif hakkına konu ürünün devam ve takip eden ticarete konu edilebilmesinin hak sahibi tarafından, onun tekeli ile önlenmesini engellemeyi kabul eder ve bu suretle rekabetin korunmasına hizmet eder. Aksi takdirde piyasada rekabet olanağı zayıflar, ortadan kalkar. Valve’e karşı açılan davada tükenme ilkesinden hareket edilmesi bu sebeple, bu ilkenin genel kabul edilen anlamına uygunluk gösterse de asıl felsefesi olan serbest rekabetin korunması açısından ayrıca irdelenmeye açık, muhtaç görünmektedir.  Bu yaklaşıma göre, incelediğimiz dava konusu olayda davacılar, Valve’in, Steam hesaplarının, hesaplardaki sanal varlıkların, hesap sahipleri tarafından satış veya devrine engel olamayacağı görüşündedir. Bu satış ve devirlerin yasaklanmasına dair kullanım şartlarındaki hükümlerin de tüketici hukuku ve telif hukukundaki tükenme ilkesinden ötürü geçerli olmadığı yorumu davada ileri sürülmüştür.

Alman Federal Mahkemesi (Bundesgerichtshof), Valve’e karşı önüne gelen bir önceki davada, meşru hak sahibi tarafından DVD şeklinde satılan bir oyunu alan kullanıcının, bu bireysel kullanım amacıyla edinilen nüshayı, daha sonra başkalarına satabileceğinin tükenme ilkesinin ışığında kabul edildiği; bu sebeple sanal oyun hesap ve varlıklarının da satış ve devrinin aynı ilkeye tabi tutularak kabul edilmesi gerektiğine dair talepleri 2010 yılında reddetmişti. Bu kararında mahkeme, DVD’ler için tükenme ilkesinin açıklanan şekilde uygulanmasının bu ilkenin kendiliğinden ve aynı şekilde oyun hesapları için de uygulanması sonucunu doğurmadığını, oyun hesaplarının satış ve devrinin yasaklanmasına dair kullanım şartlarının bu sebeple uygulanamaz olduğunun kabul edilemeyeceğini değerlendirmişti. Fakat sonrasında 2012 yılında Avrupa Adalet Divanı Used Soft davasında, yazılımların fiziksel kopyalarına uygulanan tükenme ilkesinin, bunların dijital suretlerine de uygulanabileceğine dair bir karar verdi. Divan, kararında, 2001/29/EC (General Copyright Directive) ve 2009/24/EC (Computer Software Directive) direktiflerini dikkate alarak 2009/24/EC direktifinin tükenme ilkesinin maddi varlığa sahip olanların yanı sıra aynı zamanda soyut ve maddi / fiziksel varlığı bulunmayan fikri ürünlere de uygulanabileceğini belirtmiştir. Bu kararı, Valve’e karşı açılan ilk davada verilen red kararının yeninden gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi için uygun bir dayanak olarak ele alan tüketici  hakları aktivistleri Alman mahkemelerne yeniden başvuruda bulunmanın vaktinin geldiğini düşündüler. Divan kararına rağmen Alman Bölge Adliye Mahkemesi kararının bir çelişki yarattığı akla gelebilirse de bu ikinci, güncel kararın gerekçesi incelendiğinde durumun pek de öyle olmadığı görülebilir. Buna göre Bölge Mahkemesi kararında, herşeyden evvel, Steam servislerinin veya hizmetlerinin, Divan’ın kararına konu olan Used Soft ile karşılaştırılabilir olmadığını değerlendirmiştir. Kararın gerekçesinde, Divan kararında yazılım lisansına dair yapılan tükenme ilkesinin genişletici yorumun,  bu yazılımlarla bağlantılı diğer hizmetleri de kapsar şekilde genişletilebileceği anlamına gelmediği ifade edilmiştir. Yani bir yazılımın üzerindeki tükenme ilkesinin alanı, yazılımın fiziksel veya dijital şekilde sunulması fark etmeksizin geniş şekilde yorumlanabilir. Fakat bu geniş yorumlama hali yazılımlara dair diğer servisleri de kendiliğinden tükenme ilkesi kapsamında ele almaya yeterli, uygun görülmemiştir. Mahkeme bu servislere oyunları dikkate alarak, yayıncı tarafından sunulan destek ve bakım hizmetlerini ve bunlara dair sözleşmeleri örnek göstermiştir. Gerekçeli kararda, Steam tarafından sunulan hizmetlerin bu ek destek ve bakım hizmetlerini, eşleştirme, güncelleme şartlarını, çoklu oyuncu sunucularının yönetilmesini kapsadığını ve bunlardan ötürü hesap veya varlık transferinin tükenme ilkesinin geniş yorumlanması ile serbest olmasına veya bunu yasaklayan kullanım şartlarının hukuken geçersiz kabul edilmesine uygun bulunmadığına değinilmiştir. Kararda Used Soft kararındaki, tükenme ilkesinin, dijital şekilde sunulan yazılımları da kapsar şekilde geniş yorumlanmasının bilgisayar oyunları için uygun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu noktada Divan’ın daha sonraki bir başka kararında her iki direktif arasında tükenme ilkesine dair hükümlerin farklılık arz ettiğine dikkat çektini eklemek gerekir. Yine nispeten güncel bir diğer kararında, mahkeme, oyunun korsan DVD’lerinin satışa konu edilmesine dair uyuşmazlıkta, oyun yazılımlarının görsel ve işitsel unsurlarından ötürü sadece bir bilgisayar yazılımı olarak ele alınamayacağını ve her iki direktif kapsamında da yasal korumaya ayrı ayrı tabi olduklarını ifade etmiştir. Netice olarak incelenen kararlarda; hem Divan’ın hem de Bölge Mahkemesi’nin, oyun hesaplarının ve oyun içi sanal varlıklarının, oyuncular tarafından veya oyuncuların arasında transfer edilebilir veya satılabilir olmadığına dair kullanım şartlarının, hukuken geçersiz sayılmasının tüketici sıfatına sahip olan oyuncuların haklarını aşırı ve onarılmaz şekilde kısıtlayan hükümler olarak değerlendirmemiştir. Burada bir diğer oldukça önemli tespit ise oyunlarla bağlantılı devam eden destek, bakım, güncelleme, eşleştirme vb servislerin tükenme ilkesinin geniş yorumlanmasına olanak bırakmadığı şeklinde tespit edilmektedir. Son olarak, yazımızın başında belirttiğimiz Oyun Hesabı veya Sanal Varlıkları için yapılan bu değerlendirmenin sosyal medya hesapları ve hesaplardaki varlıklar için de aynen geçerli olabileceğini bu vesile bir kez daha belirtelim.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone